BİLGEPARA - ABD Başkanı Donald Trump’ın, küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü devralacaklarını ve buradan geçen kargo gemilerinden yüzde 20 oranında pay alacaklarını ilan etmesi, ekonomi dünyasında adeta deprem etkisi yarattı. İran ile tırmanan gerilimin ardından Fox News kanalında konuşan ve ardından sosyal medya hesaplarından açıklamalar yapan Trump, ABD'nin bundan böyle "Hürmüz Boğazı'nın Muhafızı" olarak anılacağını söyledi.
Eski Başkan Barack Obama dahil geçmiş yönetimleri 47 yıldır Tahran yönetimine göz yummakla ve Boğaz’ı 50 yılı aşkın süredir bedavaya korumakla suçlayan Trump, artık hiçbir karşılık olmadan bu görevi yürütmeyeceklerini belirtti. İran ile yapılan 11 saatlik görüşmenin ardından anlaşmanın bozulduğunu dile getiren ABD Başkanı, "Hürmüz, İran olsa da olmasa da açık kalacak ama taşınan her türlü yük üzerinden yüzde 20 oranında bir ödeme alınacak" dedi. Peki, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na kelimenin tam anlamıyla "çökmesi" anlamına gelen bu hamle finansal piyasaları nasıl etkileyecek? İşte küresel ekonomiyi bekleyen büyük artı ve eksiler.
Enerji Piyasalarında Fiyat Şoku ve Olumsuz Etkiler
Dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin ve küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin dörtte birinin geçtiği bu dar koridora yüzde 20’lik bir maliyet eklenmesi, piyasalarda doğrudan bir tsunami etkisi yaratacaktır. Bu durumun en büyük olumsuz etkisi petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanacaktır. Haberin uygulamaya geçme ihtimali bile Brent petrol varil fiyatlarında ani ve çok sert yukarı yönlü sıçramalara neden olacaktır. Nakliye ve navlun maliyetlerindeki bu devasa artış, doğrudan son tüketiciye yansıyacağı için küresel enflasyon kabusu yeniden hortlayabilir.
Özellikle Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi Orta Doğu petrolüne göbekten bağlı olan Asya devleri ile enerji kriziyle boğuşan Avrupa ekonomileri bu hamleden en ağır darbeyi alacak taraflardır. Maliyetlerin bu derece yükselmesi küresel çapta bir resesyon, yani ekonomik durgunluk riskini tetikleyebilir. Enflasyonun yeniden yükselişe geçmesiyle merkez bankaları faiz indirim süreçlerini durdurmak, hatta yeniden faiz artırmak zorunda kalabilir. Bu da küresel borsalarda sert satış dalgalarını beraberinde getirecektir. Ayrıca İran'ın bu duruma askeri misillemeyle karşılık vermesi, Boğaz'ı mayınlaması veya tankerleri vurması gibi sıcak savaş riskleri jeopolitik belirsizliği zirveye çıkaracaktır.
ABD Ekonomisi ve Güvenli Limanlar İçin Olası Avantajlar
Madalyonun diğer yüzüne, yani piyasalar ve bazı aktörler için yaratacağı olası artı değerlere baktığımızda ise ilk olarak ABD Hazinesi karşımıza çıkıyor. Hürmüz’den geçen devasa kargo trafiğinden alınacak yüzde 20’lik pay, ABD ekonomisi için milyarlarca dolarlık sürekli bir gelir kapısı anlamına gelecektir. Bu durum, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri ve ticari hegemonyasını mutlak bir boyuta taşıyacaktır.
Enerji sektörü özelinde bakıldığında, küresel petrol fiyatlarının yükselmesi ABD'li kaya petrolü (shale) üreticilerinin işine yarayacaktır. ABD içindeki üreticiler hem fiyat avantajı yakalayacak hem de küresel pazarda daha rekabetçi hale gelerek ihracat rekorları kırabilecektir. Para piyasalarında ise bu geçiş ücretlerinin muhtemelen Amerikan Doları cinsinden talep edilecek olması, Dolar Endeksi’nin (DXY) küresel çapta devasa bir güç kazanmasını sağlayacaktır. Güvenli liman arayışındaki sermaye; başta altın, ABD tahvilleri ve savunma sanayisi hisseleri olmak üzere bu krizden beslenebilecek alanlara akacaktır. ABD donanmasının tam koruması, uzun vadede bölgedeki korsanlık ve yerel milis saldırılarını bitirerek deniz ticareti için kalıcı bir güvenlik garantisi de sunabilir.
Sonuç olarak, Trump’ın bu hamlesi sadece askeri bir gövde gösterisi değil, küresel finans sisteminin ve enerji hatlarının kurallarını kökten değiştirecek ekonomik bir manifestodur. Yatırımcıların bu süreçte enerji fonlarını, emtiaları ve dolar varlıklarını yakından takip etmesi gerekecektir.
