Uluslararası ilişkilerde jeopolitik dengelerin sarsıldığı ve çatışmaların hızla tırmandığı modern dönem, küresel diplomasi mimarisinde de yapısal bir dönüşümü beraberinde getiriyor. The Economist dergisinde yayımlanan analize göre, Soğuk Savaş sonrası dönemin yerleşik arabulucuları olan BM ile Norveç, İsveç ve İsviçre gibi Batılı ülkelerin çatışma çözümlerindeki görünürlüğü dip yaparken, boşalan bu kritik diplomatik alanı artık bölgesel güçler dolduruyor.
Türkiye'nin Çok Boyutlu ve Proaktif Bölgesel Diplomasi Trafiği
Analizde, özellikle Türkiye'nin son beş yıllık periyotta sınır ötesindeki makro krizlerin çözümünde üstlendiği kritik ve kolaylaştırıcı rollere geniş yer ayrıldı. Ankara'nın; sınır güvenliğini tehdit eden terör unsurları, kitlesel göç hareketleri, enerji arz güvenliği ve ekonomik istikrarsızlık gibi doğrudan ulusal çıkarlarını ilgilendiren riskleri minimize etmek amacıyla proaktif bir dış politika izlediği kaydedildi.
The Economist, Türkiye'nin küresel çapta diplomatik başarılar elde ettiği ve ağırlığını koyduğu başlıca kriz alanlarını şu şekilde sıraladı:
Rusya-Ukrayna Savaşı: Çatışmanın küresel gıda ve enerji pazarlarına olan yıkıcı etkisini azaltmaya yönelik yürütülen hayati arabuluculuk faaliyetleri. Afrika Boynuzu: Etiyopya ile Somali arasında tırmanan ve bölgeyi tehdit eden karasuları ile egemenlik geriliminde üstlenilen yapıcı ve kolaylaştırıcı rol. Güney Asya: Pakistan ve Afganistan yönetimleri arasında kronikleşen sınır ve güvenlik odaklı anlaşmazlıkların çözümü için yürütülen mekik diplomasisi."Yeni Beşli" Sahneye Çıktı: Batı Normları Yerini Pragmatizme Bırakıyor
Paylaşılan çarpıcı istatistiklere göre; Türkiye, Çin, Katar, Suudi Arabistan ve BAE, yalnızca 2025 yılında dünya genelinde yürütülen 53 barış sürecinin en az 20'sinde resmi arabulucu veya kolaylaştırıcı olarak masada yer almayı başardı.
Analiz, yükselen bu "Yeni Beşli" aktör grubunun Batı merkezli geleneksel arabuluculardan metodolojik olarak tamamen ayrıştığını ortaya koyuyor. Batılı kurumların anlaşma şartı olarak masaya sürdüğü; insan hakları, demokratik reformlar ve güç paylaşımı gibi normatif dayatmaların aksine; yeni dönemin arabulucuları çok daha pragmatik hareket ediyor. Yeni aktörler; bölgesel istikrar, küresel ticaret ağlarının korunması, sınır güvenliği ve ekonomik iş birliği eksenli, sonuç odaklı uzlaşılara odaklanıyor.
Raporda ayrıca diğer yeni aktörlerin hamlelerine de değinildi: Çin'in Afganistan-Pakistan ilişkilerindeki nüfuzuna dikkat çekilirken; Katar’ın ise Hamas-İsrail, ABD-Taliban ve ABD-İran arasındaki oldukça hassas ve kritik müzakerelerde üstlendiği aracı misyon vurgulandı.
BM Güç Kaybediyor, Küresel Kurumlar Geriliyor
Yayımlanan somut veriler, uluslararası güvenlik mimarisinin çatı kuruluşu olan Birleşmiş Milletler’in (BM) operasyonel gücünü ve prestijini ne denli kaybettiğini gözler önüne seriyor:
Barış Gücü Personelinde Devasa Düşüş: BM bünyesinde görev yapan aktif barış gücü personeli sayısı, 2016 yılındaki 107 bin seviyesinden bugün yaklaşık 47 bine kadar gerilemiş durumda. Yeni Misyon Eksikliği: Örgütün sıfırdan kurduğu son yeni barış gücü misyonunun, üzerinden tam 12 yıl geçen 2014 yılındaki Orta Afrika Cumhuriyeti operasyonu olduğu hatırlatıldı.The Economist, Suriye iç savaşındaki birçok ateşkes rejiminin BM katılımı olmaksızın Türkiye, İran ve Rusya tarafından yürütülen Astana ve Soçi süreçleriyle şekillendiğini belirtti. Benzer şekilde; Ermenistan-Azerbaycan, Kamboçya-Tayland ve Kongo-Ruanda hatlarındaki gerilimlerde de çok taraflı küresel mekanizmaların değil, doğrudan bölgesel güçlerin ikili siyasi/ekonomik baskılarının netice verdiği ifade edildi.
Kritik Uyarı: "Kalıcı Barış Şansı Azalıyor, İstikrarsız Ateşkesler Dönemi Başladı"
İngiliz dergisi, küresel diplomaside yaşanan bu büyük eksen kaymasının madalyonun diğer yüzündeki tehlikelerine de dikkat çekerek ciddi bir uyarıda bulundu.
Araştırma verilerine göre, 1989-2013 yılları arasındaki uluslararası müzakerelerin yüzde 3,9'u kapsamlı ve kalıcı barış anlaşmalarıyla sonuçlanırken, 2014-2023 döneminde bu oran neredeyse yarı yarıya düşerek yüzde 2,1'e geriledi. Günümüz dünyasında uzun vadeli barış inşa süreçlerinin yerini, güç dengelerine dayalı, geçici ve her an bozulmaya müsait kırılgan ateşkes uzlaşılarının aldığı tespiti yapıldı.