Yatırımcıların yakından takip ettiği finansal sonuç dönemi yaklaşırken, uluslararası finans kuruluşu HSBC Yatırım, Borsa İstanbul'da işlem gören Türk hisseleri için detaylı bir beklenti raporu yayımladı. Piyasaların odaklandığı bilanço takvimine göre; bankalar ile solo bazlı bilançolarını duyuracak şirketler için son gönderim tarihi 10 Ağustos olarak belirlenirken, konsolide finansal tabloların Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bildirilmesi için son tarih 19 Ağustos olacak.
Banka Dışı Şirketlerde Güçlü Reel Büyüme Beklentisi
HSBC Yatırım analistlerinin raporunda, enflasyon muhasebesi uygulayan bankacılık dışı sektörlerdeki şirketlerin pozitif bir ivme yakalayacağı vurgulanıyor. Bu şirketlerin toplam net kârının reel bazda yıllık yüzde 3, bir önceki çeyreğe kıyasla ise yüzde 20 oranında artış göstermesi öngörülüyor.
Bu güçlü kâr büyümesi beklentisiyle piyasada pozitif ayrışması beklenen sanayi ve enerji devleri arasında Aselsan, Astor Enerji, Enerjisa, Erdemir ve Tofaş bulunuyor. Ayrıca perakende sektörünün önemli aktörlerinden BİM de güçlü beklentilerle listede yer buluyor.
Tüketici Segmentinde Dikkat Çekenler ve Zayıf Halkalar
Tüketime dayalı endüstriler incelendiğinde, büyüme hızıyla dikkat çekmesi beklenen şirketlerin başında Coca Cola İçecek, TAB Gıda, Şok ve yine BİM geliyor. Rapor, gıda perakendeciliğinde elde edilen ciro büyümesinin büyük ölçüde gıda enflasyonundan destek aldığını belirtiyor. Ancak şirketlerin uyguladıkları promosyon kampanyalarının yoğunluğu ve dönemsel baz etkileri, kâr marjlarında dalgalanmalara yol açabilir.
Öte yandan analizde, bilanço sezonunun daha zayıf performans göstermesi beklenen sektörlerine de değiniliyor. HSBC'ye göre havacılık, telekomünikasyon ve gayrimenkul alanında faaliyet gösteren şirketlerin kârlılıklarında görece bir baskı ve yavaşlama hakim olacak.
Bankacılık Endeksinde Artan Maliyetler ve RoE Düşüşü
Reel sektördeki iyimser beklentilere karşın, bankacılık sektörü daha zorlu bir sınavdan geçiyor. Toplam net kârın yıllık bazda yüzde 7 artması öngörülse de, sektörün çeyreklik performansı baskı altında kalmaya devam ediyor.
Jeopolitik riskler ve yükselen fonlama maliyetleri, bankaların net faiz gelirlerindeki büyüme potansiyelini sınırlarken, ticari işlemlerden elde edilen kârların (trading income) ciddi oranda daralacağı tahmin ediliyor. Bunun yanı sıra, varlık kalitesindeki aşınma ve sektörel model revizyonlarının karşılık giderlerini (provisions) artırması bekleniyor. Bu tablo, tüm bankalar nezdinde özsermaye kârlılığında (RoE) genel bir gerileme yaratacak.
Banka özelindeki analizlerde ise Garanti Bankası, kontrol altında tuttuğu operasyonel giderleri ve yarattığı güçlü komisyon gelirleri sayesinde çeyreklik bazda en dayanıklı performansı sergileyecek kurum olarak öne çıkıyor. Buna karşın Yapı Kredi'nin; mevsimsel faktörlere bağlı artan giderler ve yüksek karşılık ayrılması sebepleriyle en sert kâr düşüşünü yaşayacağı projeksiyonlanıyor.
Makroekonomik Zemin: Enflasyon ve Kur Etkisi
HSBC raporunda dikkat çekilen bir diğer kritik nokta ise enflasyon ile kur arasındaki makas oldu. Analistler, 2025 ikinci çeyreği ile 2026 ikinci çeyreği arasındaki dönemi kapsayan yıllık enflasyon oranının yaklaşık yüzde 32, çeyreklik enflasyonun ise yüzde 7 bandında gerçekleştiğini raporladı.
Gerek çeyreklik gerekse yıllık bazda ölçülen bu enflasyon verilerinin, Türk lirasının Dolar ve Euro karşısındaki değer kaybından daha yüksek bir oranda seyretmesi, enflasyon muhasebesine tabi olan şirketlerin finansal tablolarındaki reel sonuçları şekillendiren en temel faktör olmaya devam ediyor.