Goldman Sachs Açıkladı: Carry Trade Stratejisinde 24 Yılın En Kazançlı Dönemi

Günlük işlem hacmi 9,5 trilyon doları bulan küresel döviz piyasalarında yatırımcıların favorisi "carry trade", 2000 yılından bu yana en cazip günlerini yaşıyor. Yüksek faiz getirileri ve tarihi dip seviyelerindeki oynaklık, G-10 para birimleri arasındaki getiri fırsatlarını zirveye taşıdı.

PİYASALAR - 10-07-2026 10:32

G-10 Para Birimlerinde Çeyrek Asırlık Fırsat

Küresel çapta her gün 9,5 trilyon dolarlık devasa bir hacmin el değiştirdiği döviz piyasaları, yirmi yılı aşkın süredir görülmeyen büyüklükte bir yatırım fırsatına sahne oluyor. ABD merkezli dev yatırım bankası Goldman Sachs'ın analizine göre, düşük faizli para birimlerinden borçlanarak getirisi yüksek varlıklara yönelmeyi temel alan "carry trade" stratejisi, 2000 yılından günümüze kadarki en elverişli koşullarına ulaşmış durumda.

​Goldman Sachs stratejisti Stuart Jenkins tarafından kaleme alınan rapora göre, G-10 ülkelerinin para birimleri etrafında şekillenen bu işlemlere yönelik piyasa iştahı tarihi seviyelerde. Önümüzdeki aylarda bu yatırımların finansman bacağı için hangi para birimlerinin kullanılacağı sorusuna da yanıt veren Jenkins; Japon yeni, İsviçre frangı ve euronun en avantajlı seçenekler olarak öne çıktığını belirtiyor.

Yüksek Getiri Farkı ve Düşük Volatilite Birleşti

Carry trade işlemlerinin aniden bu kadar cazip hale gelmesinin ardında, küresel ekonomideki sıradışı dinamikler yatıyor. Goldman Sachs analistleri, dünyanın önde gelen ekonomilerinde uzun süredir devam eden yüksek ve değişken faiz oranlarının, yatırımcılara alışılmışın dışında geniş kar marjları sunduğunu ifade ediyor. İşin cazibesini artıran asıl faktör ise, bu yüksek getiri potansiyeline rağmen döviz kurlarındaki oynaklığın (volatilite) tarihi dip seviyelere gerilemiş olması.

​Bu durumu destekleyen JPMorgan Chase & Co. endeksi verileri de, döviz piyasalarındaki oynaklığın 2020 yılından bu yana kaydedilen en düşük bantta hareket ettiğini doğruluyor.

​Stratejist Stuart Jenkins, perşembe günü paylaştığı piyasa notunda mevcut durumu şu sözlerle detaylandırıyor: "G10 ülkelerinde faiz oranlarının bu mevcut aralıklarda dengelenmesi ve yakın gelecekte piyasayı sarsacak politika adımlarının beklenmemesi, faiz farklarından kaynaklanan dalgalanmaları azalttı. Bu tablo, yatırımcıların daha düşük risk seviyeleriyle daha yüksek carry getirisi elde etmesine zemin hazırlıyor."

Kazanç Oranında Bitcoin, Altın ve Tahvili Geride Bıraktı

Piyasalarda oluşan bu benzersiz şartlar, getiri rakamlarına da doğrudan yansıyor. Bloomberg tarafından derlenen güncel verilere göre, G10 para birimlerinde gerçekleştirilen carry trade pozisyonları bu yıl yatırımcısına yaklaşık yüzde 8 oranında kazanç sağladı. Bu dikkat çekici getiri oranı; küresel tahvil piyasalarının, altının ve lider kripto para Bitcoin'in yılbaşından bu yana sergilediği performansı geride bırakırken, yalnızca hisse senedi piyasalarının gerisinde kaldı.

Gelişmiş Ekonomiler Arasındaki Faiz Makası Açık

Söz konusu stratejiyi besleyen en somut göstergelerden biri de gelişmiş ülkelerin tahvil getirilerindeki derin ayrışma. Halihazırda ABD'nin iki yıllık tahvil faizleri yüzde 4 seviyesinin üzerinde seyretmeye devam ediyor. Buna karşılık aynı vadeli tahvillerin getirisi Almanya'da yüzde 2,6, Japonya'da yüzde 1,4 ve İsviçre'de sadece yüzde 0,1 dolaylarında. Ortaya çıkan bu geniş faiz makası, borçlanma maliyetlerini minimumda tutarken karşı taraftaki yatırım karlılığını maksimize ediyor.

Barclays'ten Karşıt Görüş: "Fırtına Öncesi Sessizlik Olabilir"

Piyasalardaki hakim iyimserliğe rağmen, bazı küresel kurumlardan temkinli uyarılar da geliyor. İngiliz bankası Barclays, bu hafta yayımladığı değerlendirmede döviz piyasalarındaki mevcut dinginliğin, dünyadaki yüksek makroekonomik belirsizliklerle çeliştiğine dikkat çekti. Bankanın projeksiyon modelleri, kur oynaklığının bulunduğu bu dip seviyelerden daha da aşağı inmek yerine, önümüzdeki dönemde yukarı yönlü sert hareketler sergileme ihtimalinin çok daha yüksek olduğuna işaret ediyor.

Yen Fonlama İçin Gözde, İsveç Kronunda Yeni Fırsat

Tüm bu gelişmelerin ışığında Goldman Sachs, Japon yeninin uzun vadeli işlemler için en ideal fonlama aracı konumunu koruduğunu vurguluyor. Dolar karşısında son 40 yılın en zayıf dönemlerinden birini yaşayan yen için Japon hükümetinin döviz piyasasına resmi müdahale riski her zaman masada dursa da, banka makroekonomik dinamiklerde köklü bir değişim yaşanmadığı sürece yendeki değer kaybının devam edeceğini öngörüyor.

​Ayrıca dev banka, yatırımcılar için radarında olan bir diğer stratejiyi de paylaşarak, İsveç kronu satıp karşılığında dolar almanın güncel ve güçlü bir fırsat penceresi sunduğunu belirtiyor.

Günün Diğer Haberleri