Körfez bölgesindeki artan jeopolitik riskler, küresel enerji piyasalarının sevkiyat rotalarını yeniden şekillendiriyor. Irak, Suriye ve ABD, petrol ihracatında İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik kontrolünü zayıflatmak amacıyla kritik bir projeyi hayata geçirmeye hazırlanıyor. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Kerkük ile Suriye'nin liman kenti Banyas arasında uzanan tarihi 500 millik petrol boru hattının yeniden aktif hale getirilmesi için somut adımlar atılıyor.
Washington'da Tarihi Enerji Zirvesi
Söz konusu devasa enerji hamlesinin, gelecek hafta Washington'da resmiyet kazanması planlanıyor. Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek projenin startını verecek. Zirve öncesindeki yoğun mesaiyi, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye ile Irak Özel Temsilcisi olan Tom Barrack yürütüyor. Ali el-Zaidi'nin Amerika Birleşik Devletleri ajandasında ayrıca petrol endüstrisinin kalbi sayılan Teksas eyaletine yapılacak özel bir ziyaret de bulunuyor. Bu tarihi mutabakatın imza töreninde Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şaibani'nin de masada yer almasına kesin gözüyle bakılıyor.
Suriye'ye Yönelik Yaptırımların Kalkması Sektöre Nefes Aldırdı
Projenin önündeki en büyük engellerden biri olan katı yaptırımlar, Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'nın, eski lider Beşar Esad'ı koltuğundan etmesiyle birlikte hızla aşılmaya başlandı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar'ın destek verdiği Ahmed el-Şara hakkında, geçtiğimiz hafta Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinde konuşan Başkan Trump, kendisini "harika" ve "büyük saygı duyulan lider" sözleriyle övmüştü. Bu pozitif havanın ardından ABD, Şam yönetimini 1979 yılından bu yana yer aldığı "Terörü Destekleyen Devletler" listesinden çıkaracağını ilan etti. Söz konusu diplomatik esneklik, Amerikan şirketlerinin projede yer almasının yasal zeminini oluşturdu.
70 Yıllık Hattın Yeniden Doğuşu ve Yatırım İhtiyacı
İlk olarak Irak Petrol Şirketi tarafından inşa edilen ve 1952 yılında operasyonel hale gelen bu stratejik hat, zamanında günlük 300 bin varil taşıma kapasitesine ulaşmıştı. Ancak 1980'lerdeki İran-Irak Savaşı esnasında Suriye'nin Tahran tarafını tutması sebebiyle Bağdat hükümeti tarafından vanalar kapatılmıştı. Ardından 2003 yılındaki ABD işgalinde de ağır bir yıkıma uğrayan boru hattı, o tarihten bu yana atıl durumda bekliyordu. Bölgedeki enerji yetkilileri; hat üzerindeki pompa istasyonlarının, depolama tesislerinin ve elektrik altyapısının baştan aşağı yenilenmesi ya da sıfırdan inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, bu devasa altyapı çalışmasının 2 ila 3 yıllık bir süre zarfında tamamlanabileceğini öngörüyor.
Küresel Enerji Devleri Masada
Beşar Esad rejiminin yıkıldığı 2024 sonlarında Bağdat ve Şam arasında hattın canlandırılmasına yönelik yapılan ilk temaslar somut bir netice vermemişti. Fakat güncel ekonomik gereksinimler ışığında Irak hükümeti; aralarında Amerikan enerji devleri Chevron ve Capital TI ile ismi açıklanmayan bir Katarlı firmanın da bulunduğu konsorsiyumla prensip anlaşmasına onay verdi. Bu anlaşma, Kerkük'ten ve Enbar vilayetinde yer alan Hadise petrol merkezinden başlayıp Banyas'a kadar ulaşacak yeni altyapı çalışmalarını kapsıyor.
Ekonomik Zorunluluklar ve İhracat Darboğazı
Son dönemde patlak veren ABD-İsrail savaşına tepki olarak İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki denetimini artırması, Irak ekonomisi için alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Deniz yoluyla yaptığı petrol ihracatının %95'ini bu dar boğazdan geçiren Irak için alternatif bir güzergah bulmak artık yaşamsal bir mecburiyet. Ülke bütçesinin tam %90'ının petrol gelirlerine dayandığı düşünüldüğünde, boğazdaki kriz büyük bir darboğaz yaratıyor. Nitekim uluslararası enerji veri sağlayıcısı Vortexa'nın verilerine göre, Irak'ın Mayıs ayı deniz yolu petrol ihracatı, bir önceki yılın ortalamasına kıyasla sert bir düşüşle %8'e kadar geriledi.
Siyasi İhtilaflar Yerini İş Birliğine Bırakıyor
Bağdat'taki Şii siyasi gruplar ve İran'a yakın milis güçleri, geçmişte El Nusra ve HTS gibi örgütlerin kuruculuğunu yapmış Sünni bir lider olan Ahmed el-Şara ile iş birliğine başlangıçta mesafeli yaklaşıyordu. Ancak savaşın yarattığı ağır ekonomik faturanın gerçekleri, iki komşu ülkeyi pragmatik bir zeminde buluşturdu. Bağımsız Iraklı siyaset ve ekonomi analisti Sarhang Hamasaeed de bu dönüşüme dikkat çekerek, savaş öncesinde var olan karşılıklı güvensizliğin, artık Irak'ın Suriye'ye duyduğu stratejik ihtiyacın netleşmesine bıraktığını ifade ediyor.