Carry Trade Sermayesi Jeopolitik İyimserlikle Yeniden Türk Lirası'na Yöneldi

Küresel piyasalarda ABD ile İran arasındaki gerilimin sonlanabileceğine yönelik beklentiler ve Türkiye'deki iç siyasi risklerin yatışması, yabancı sermayenin Türk Lirası (TL) varlıklarına olan ilgisini yeniden canlandırdı. Yatırımcıların, özellikle "mutlak butlan" kararı etrafında şekillenen iç siyasi tansiyonu geride bırakmasıyla birlikte, bu ay itibarıyla Türkiye piyasalarına güçlü bir sermaye girişi gözlemleniyor.

EKONOMİ - 23-06-2026 21:20

Rakamlarla Sermaye Girişi: Yabancı Pozisyonları Büyüyor

​Bloomberg’e bilgi veren piyasa uzmanlarının verilerine göre, artan risk iştahıyla birlikte döviz piyasalarındaki carry trade hacmi bu ay 30 milyar dolara yaklaşırken, tahvil tarafındaki yabancı pozisyonu 15 milyar dolar seviyesine ulaştı. Kaynaklar, yalnızca geride bıraktığımız hafta içinde Türkiye piyasalarına giren taze carry trade sermayesinin 6 milyar doları aştığına dikkat çekiyor.

​Konuyu değerlendiren MUFG Bank Türkiye Hazine Müdürü Onur İlgen, mevcut fonlama dinamiklerinde ani bir değişim yaşanmaması ve jeopolitik tansiyonun düşük kalmaya devam etmesi halinde, yaz mevsimi boyunca Türk Lirası'na yönelik küresel risk iştahının güçlü kalmasını beklediklerini ifade etti.

​Geriye Dönüş: Siyasi ve Jeopolitik Baskıların Aşılması

​Düşük faizli para birimleriyle borçlanarak yüksek getirili gelişen piyasalara yatırım yapma stratejisi olan "carry trade", önceki yıllarda olduğu gibi Türkiye piyasalarında yüksek getiri sunmaya devam ediyor. Ancak bu strateji yılın başlarında ciddi sınavlar vermişti.

​Ortadoğu'da patlak veren savaş, tırmanan petrol maliyetleri ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "mutlak butlan" kararı sonucunda görevden alınmasıyla tetiklenen siyasi belirsizlikler, Türk varlıkları üzerinde baskı yaratmıştı. Enerji ithalatına bağımlı bir ülke olan Türkiye'nin bölgesel çatışmalardan olumsuz etkilenebileceği senaryosu üzerinden hareket eden Bank of America ve Barclays gibi dev küresel bankalar, bu dönemde Türk Lirası'ndaki uzun pozisyonlarını sonlandırma kararı almıştı.

​"Reel Değerlenme" Stratejisi ve Yerli Yatırımcının Rolü

​Bugün gelinen noktada ise haziran ayı carry trade hacimleri, yılbaşında kaydedilen 60 milyar dolarlık rekor zirvenin gerisinde kalsa da, yabancı yatırımcının mevcut ekonomi politikalarına duyduğu güveni teyit ediyor. Ekonomi yönetiminin, liranın aylık değer kaybını enflasyon artışının altında tutmayı hedefleyen "reel değerlenme" stratejisine yönelik inanç piyasalarda korunuyor. ABD ile İran arasında masada olan olası bir anlaşmanın petrol fiyatlarını aşağı çekmesi de bu pozitif döngüyü destekleyen önemli bir dış faktör olarak öne çıkıyor.

​Öte yandan, Bloomberg’e konuşan iki kaynağın aktardığına göre, mayıs ayında yaşanan "mutlak butlan" gerilimi sırasında yerli tasarruf sahiplerinin dövize yönelmeyip varlıklarını TL'de tutması, yabancı fonların kur riski endişelerini hafifleten kritik bir iç dinamik oldu.

​Merkez Bankası Likiditeyi Fırsata Çeviriyor

​Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise hızlanan bu yabancı sermaye akışını rezervlerini güçlendirmek için bir fırsat olarak kullanıyor. Savaşın en yoğun hissedildiği mart ve nisan aylarında döviz kurlarını dengede tutmak için rezerv harcamak durumunda kalan TCMB, piyasadaki döviz bolluğunu hızla topluyor.

​QNB Türkiye Başekonomisti Erkin Işık'ın hesaplamalarına göre, Merkez Bankası yalnızca geçen hafta piyasadan yaklaşık 9 milyar dolarlık döviz alımı gerçekleştirdi. Işık, bu hacimli alımın arkasındaki temel itici gücün büyük ölçüde ülkeye giren carry trade sermayesi olduğunu vurguluyor.

​TCMB'nin sıkı para politikası duruşu fonlama maliyetlerine de yansımış durumda. Çatışmaların başladığı dönemden bu yana Merkez Bankası, piyasayı %37 seviyesindeki resmi politika faizinden değil, faiz koridorunun üst bandı olan %40 oranından fonlamaya devam ediyor. Ekonomi yönetimi, mayıs ayında %32,6 seviyesini gören yıllık enflasyonun sıkı duruşun meyvelerini vermesiyle yıl sonunda yaklaşık %26 seviyesine kadar gerileyeceğini öngörüyor.

Günün Diğer Haberleri