Küresel Baskılara Rağmen Altına Hücum Sürüyor
Küresel ekonomide yükselen petrol fiyatları ve sıkı para politikalarının yarattığı zorlu koşullara rağmen, merkez bankalarının güvenli liman arayışı hız kesmeden devam ediyor. Dünya Altın Konseyi (WGC) tarafından paylaşılan son rapor, kurumsal yatırımcıların altına yönelik stratejik ilgisini bir kez daha gözler önüne serdi. Verilere göre para otoriteleri, üçüncü çeyrekte toplamda net 321 ton alım gerçekleştirerek 2024 yılının son çeyreğinden bu yana görülen en agresif biriktirme politikasını izledi.
2026 yılına görece zayıf bir başlangıç yapılmasına karşın, bu son çeyrek hamlesiyle birlikte yılın ilk dokuz ayındaki tahmini toplam alım miktarı 675 tona ulaştı. Bu rakam, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla hafif bir artışa işaret ederken, bireysel talebin zayıfladığı bir piyasada fiyatlara hayati bir zemin sağlamaya devam ediyor.
Düşen Fiyatlar ve Dolar Beklentisi Alım Fırsatı Yarattı
Özellikle Şubat ayı sonlarında patlak veren İran savaşının ardından artan enerji maliyetleri, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler için dezavantajlı bir ortam yaratmıştı. Sıkılaşan para politikası beklentileriyle altın, zirve noktasından itibaren değerinin yaklaşık dörtte birini kaybetti. Ancak bu geri çekilme, rezervlerini çeşitlendirmek isteyen kurumlar için bir alım fırsatına dönüştü.
Dünya Altın Konseyi Kıdemli Piyasa Stratejisti John Reade, piyasalardaki bu zayıf fiyatlama döneminin merkez bankalarını cesaretlendirdiğine dikkat çekti. Ayrıca ABD Doları'nda uzun vadeli düşüş (ayı piyasası) bekleyen kurumların stratejilerine de değinen Reade, "Eğer doların ilerleyen dönemde değer kaybedeceğini öngörüyorsanız ve elinizde vadesi dolan kısa vadeli ABD Hazine tahvilleri bulunuyorsa, bu değerli dolarların bir kısmını elden çıkarıp altın rezervlerinizi güçlendiriyor olabilirsiniz" şeklinde konuştu.
Gizli Alımlar ve Öne Çıkan Ülkeler
Merkez bankalarının altın piyasasındaki adımlarının tamamı şeffaf bir şekilde izlenemiyor. Dünya Altın Konseyi adına saha araştırmaları, ticaret istatistikleri ve kamu verilerini derleyen danışmanlık şirketi Metals Focus Ltd.'nin hesaplamalarına göre, gerçekleşen toplam alımların yaklaşık üçte ikisi kamuoyuna resmi olarak açıklanmadı.
Resmi olarak açıklanan rakamlara bakıldığında, geride bıraktığımız çeyrekte rezervlerine 63 ton ekleyen Çin ve 41 ton alım yapan Polonya en agresif alıcılar olarak başı çekti. Öte yandan Rusya, aynı periyotta 19 ton altın satışı gerçekleştirerek dönem içindeki tek büyük satıcı konumunda yer aldı. Ortadoğu'daki savaşın ham petrol fiyatlarını yukarı yönlü tetiklemesiyle son aylarda baskılanan fiziki altına karşılık, finansal yatırımlarda güçlü bir toparlanma görüldü. Altın fonlarına (ETF) olan girişler üçüncü çeyrekte 211 ton artış göstererek tarihi bir rekor kırdı.
Üretim Zirvede, Mücevheratta Tarihi Düşüş
Fiziki piyasalarda ise talebin yapısı ciddi değişimler gösterdi. Tüketici cephesinde, yüksek fiyatlar ve Hindistan ile Çin'de uygulanan yeni vergi düzenlemeleri talebi olumsuz etkiledi. Daha hafif ve düşük ayarlı ürünlere yönelen tüketicilerin etkisiyle mücevherat talebi yüzde 17 oranında sert bir kayıp yaşayarak 313 tona geriledi. Bu rakam, konseyin 2000 yılına kadar uzanan kayıtlarındaki en zayıf üçüncü çeyrek performansına işaret ediyor.
Külçe ve madeni para şeklindeki yatırımlık altın talebi de küresel çapta yüzde 19 oranında daralarak 268 tona düştü. Ancak Çin iç pazarında durum farklı seyretti; bu ülkedeki külçe ve madeni para talebi yüzde 7 artışla 79 tona ulaştı. Böylece Çin'in yıl başından bu yana bu alanda gerçekleştirdiği toplam alım 393 ton ile kendi rekorunu kırmış oldu.
Arz tarafında ise maden üretimi yıllık bazda yüzde 3'lük bir ivme yakalayarak 1.071 ton ile üçüncü çeyrek rekorunu kaydetti. Hurda altın olarak bilinen geri dönüşüm arzı ise yüzde 8 azalarak 314 tona geriledi ve 2023 yılından bu yana görülen en düşük seviyeyi test etti.
