Güvenpark'ta Hak Arayışı: Eylemde 18'nci Gün
Türkiye'nin 81 ilinden başkent Ankara'ya gelen er şehit yakınları ve gazilerin hak mücadelesi sürüyor. Gaziler arasında rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük haklarının sağlanması amacıyla Güvenpark'ta başlatılan oturma eylemi, kararlılıkla 18'nci gününe girdi. Toplumsal farkındalık yaratmayı hedefleyen eyleme, sivil toplumdan ve eski silah arkadaşlarından da önemli destekler gelmeye devam ediyor.
Oktay Yıldırım'dan Gazilere Destek: "Aramızda Hiçbir Fark Yok"
Terörle mücadelede uzun yıllar görev yapan ve 2005 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinden harp malulü (gazi) olarak emekli olan eski astsubay Oktay Yıldırım, eylem alanına gelerek gazi silah arkadaşlarına destek verdi. Kendisinin de eylem yapan askerlerle aynı kaderi paylaştığını belirten Yıldırım, yaptığı çarpıcı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"Günlerdir burada sabahlıyoruz. Ben de geçmişte bu çocuklara dağda emir veren, onlarla aynı kaderi paylaşmış bir astsubayım. Bizim emrimizle inilmez denilen yerlere indiler, mayınlı patikalara tırmandılar. Biz bu çocuklarla aynı mevzide yattık, aynı battaniyenin altında birbirimizin ter kokusuyla uyuduk. O toprağa dökülen terin de, kanın da arasında hiçbir fark yok."
"Dünyanın Hiçbir Yerinde Gaziler Hak Ararken Görülmez"
Aynı zamanda askeri sistemler üzerine araştırmalar yapan ve kitaplar yazan bir yazar olan Oktay Yıldırım, küresel savunma sistemlerindeki "savaş gazisi" kavramına dikkat çekti. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde, vatanı için bedel ödeyen insanların sokaklarda hak aramak zorunda bırakılmadığını ve daima el üstünde tutulduğunu vurguladı:
"Bugün caddede trafiği düzenleyen polis de, hudutta nöbet tutan asker de potansiyel birer şehit ve gazi adayıdır. Başımızın üzerinde tuttuğumuz o egemenlik örtüsünün ayakta kalmasını sağlayan şey, işte bu adamların kopan kolları ve bacakları, o toprağa döktükleri sıcak kanlarıdır."
Yasal Düzenlemeler ve Enflasyon Vurgusu
Yıldırım, mevcut yasal düzenlemelerin sahadaki gerçekliğe ve vahamete tam olarak yanıt veremediğini belirterek kanun yapıcılara seslendi. Yasaların eksikliğinin askerlere mal edilemeyeceğini söyleyen Yıldırım, "Bu adamlar kendi başlarına hududa gitmediler; devlet onlara 'nöbet sıran geldi' dedi ve onlar da emre uyarak gururla gittiler. O nöbette kollarını, bacaklarını bırakıp geldiler. Biz şimdi bu adamı ne enflasyon canavarına ezdirebiliriz, ne de hak mahrumiyetine terk edebiliriz." dedi. Bölücü terör örgütü üyelerinin posterlerinin asıldığı bir ortamda gazilerin hak aramak zorunda kalmasının Türk milleti için büyük bir ayıp olduğunun altını çizdi.
Kamuoyuna "Fotoğraf" Sitemi ve Tarihi Hatırlatma
Konuşmasında kamuoyunun ilgisizliğine de değinen Yıldırım, eylem alanındaki Erdem isimli bir gazinin yürek burkan çağrısını aktardı: "Dün gece Erdem anons yapıyordu. Kimseye kızgın değil, küskün değil. Sadece 'Lütfen telefonlarınızı kaldırıp şuradan bir fotoğraf çekin ve paylaşın' diyordu. Sadece 'beğeni' (like) toplumu haline gelmiş olmamız bile hepimize yeterli bir ayıptır."
Terörle mücadelenin kritik yıllarına da atıfta bulunan Oktay Yıldırım, 1992, 1994 ve 1997 yıllarında terörün belinin bizzat bu askerler tarafından kırıldığını hatırlattı. Sözlerini tarihi bir sorumluluk bilinciyle noktalayan Yıldırım, "En yüksek rütbe gazilik rütbesidir. Vatan hizmetlerinize zamanında ve yeterli karşılığı veremediğimiz için kendi adıma ve Türk milleti adına sizlerden hassaten özür diliyorum." diyerek konuşmasını tamamladı.
Onların vatan nöbeti tutarken kopan kolları ve bacakları, başımızın üstündeki egemenlik örtüsünün payandasıdır.
— OKTAY YILDIRIM (@oktayyildirim__) July 29, 2026
Unutmayın.
Onların hak arayışlarına sessiz kalmayın, bizler silah arkadaşı ve kader arkadaşıyız, sizler de uğruna bu bedellerin ödendiği Türk milletinin… pic.twitter.com/4f2rZkbLr0
