Bugün kamuoyuyla paylaşılan Yıllık Ekonomik Rapor kapsamında BIS; gergin mali dengeler, süregelen arz şokları ve hanehalkı beklentilerinde inatçı bir enflasyon algısının yeniden kök salma ihtimali gibi karmaşık bir kırılganlık matrisine dikkat çekti. Raporda, küresel ekonomik aktivitenin son aylarda takdire şayan bir direnç gösterdiği kabul edilirken, bu istikrar ortamının korunabilmesi için küresel politika yapıcıların kararlı adımlar atması gerektiği ifade edildi.

​Ekonomik dengelerin korunmasında eşgüdümün önemine vurgu yapan BIS Genel Müdürü Pablo Hernandez de Cos, küresel ölçekte yıkıcı bir çekişme ve itişme dalgasının önüne geçilmesi için ekonomi politikalarının birbirini destekleyecek şekilde tasarlanması gerektiğini belirtti. De Cos, sürdürülebilir bir makroekonomik başarının ancak ve ancak sağlam mali ve finansal temeller üzerinde yükselebileceğini hatırlattı.

​Yeni Bir Sınav: "Devlet-Finansal İstikrar" Sarmalı ve Tahvil Piyasaları

​Raporda ekonomi ve finans çevrelerinin dikkatini çeken en kritik uyarılardan biri, rekor seviyelerdeki kamu borç stoku ve bu borcun finansman modeli oldu. Başat ekonomilerdeki borç seviyelerinin acilen aşağı çekilmesi gerektiğini belirten Genel Müdür De Cos, günümüzdeki yüksek borç yükünün büyük oranda bankacılık dışı finansal aracı kurumlar üzerinden fonlandığı gerçeğinin altını çizerek durumun aciliyetini ortaya koydu.

​Öte yandan yüksek kaldıraç oranlarına sahip devasa hedge fonlarının devlet tahvili piyasalarında artan egemenliği, finansal sistem için "yeni bir devlet-finansal istikrar bağlantısı" yaratmış durumda. Konuya ilişkin teknik bir uyarıda bulunan BIS Para ve Ekonomi Departmanı Geçici Başkanı Frank Smets, bu yeni mekanizmanın devlet tahvili değerlerinde çok daha sık ve sert düşüşleri tetikleyebileceğini dile getirdi. Smets, bu tarz tahvil dalgalanmalarının finansal koşulların ani ve keskin bir şekilde katılaşmasına (sıkılaşmasına) yol açabileceği konusunda uyardı. Yatırımcılardaki rehavet eğilimleri ve yüksek varlık değerlemeleri de temel tahvil piyasalarını olası şoklara karşı çok daha hassas hale getiriyor.

​Enflasyon Tehdidi ve Merkez Bankalarının Tetikte Olma Zorunluluğu

​Arz zincirinde yaşanabilecek daha sık kesintilerin hanehalkı ve iş dünyasında kalıcı bir yüksek enflasyon beklentisine yol açabileceğini bildiren BIS, para otoritelerine net bir mesaj gönderdi. Pablo Hernandez de Cos, fiyat artışı beklentilerinin kemikleştiğinin (yerleştiğinin) gözlemlenmesi durumunda merkez bankalarının derhal ve tereddüt etmeden aksiyon almaya hazır olması gerektiğini açıkladı.

​Küresel emtia piyasalarını etkileyen jeopolitik gelişmelere de değinen De Cos, Orta Doğu ekseninde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında yakın dönemde sağlanan ateşkesi ve Hürmüz Boğazı'nın tekrar faaliyete geçmesini, en kötü senaryoların bertaraf edilmesi açısından "iyi haber" olarak nitelendirdi. Bununla birlikte De Cos, petrol piyasalarındaki normalleşme sürecinin yine de zaman alacağının altını çizdi.

​Yapay Zeka Çılgınlığı: Üretkenlik Vaatleri ve Yapısal Riskler

​Teknoloji dünyasındaki yapay zeka odaklı yatırım patlaması, BIS raporunda mercek altına alınan bir diğer stratejik başlık oldu. Yapay zekanın sağladığı verimlilik artışı beklentileri kısa vadede piyasalarda güven tazeleyip büyümeye katkı sunsa da kurum, bu sürecin kalıcılığı konusunda ciddi soru işaretleri taşıyor.

​Analize göre yapay zeka yatırımlarının finansmanı, tedarik zinciri genelinde artan bir borç yüküne ve karmaşık finansal mekanizmalara dayanıyor. Bu durum; geçmişteki ekonomik balon ve çöküş döngülerine benzer şekilde kontrolsüz aşırı yatırımlara, yoğun rekabet baskılarına ve tedarik zinciri tıkanıklıklarına yol açma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, teknolojik dönüşümün getireceği iş kayıplarına dair artan endişeler de sürecin sosyal ve ekonomik risk hanesine yazılıyor.

​Gecikmenin Bedeli Ağır: Politika Yapıcılara Dört Maddelik Eylem Çağrısı

​Mevcut risk haritasına karşı BIS, ekonomi yönetimlerine acilen dört temel alanda koordineli aksiyon alma çağrısında bulundu:

  1. ​Fiyat istikrarının birincil öncelik olarak korunması,
  2. ​Mali sürdürülebilirliğin (kamu borç kontrolünün) güvence altına alınması,
  3. ​Geleneksel bankacılık sektörü sınırlarını aşan, geniş kapsamlı bir denetim ve koordinasyon mekanizmasının kurulması,
  4. ​Yapısal reformların tavizsiz şekilde sürdürülmesi.

​Zaman kaybetmeden harekete geçilmesi gerektiğini savunan Pablo Hernandez de Cos, kararların geciktirilmesinin gelecekte yapılması kaçınılmaz olacak zorunlu ayarlamaların maliyetini çok daha fazla artıracağını sözlerine ekledi.