Önde gelen küresel finans kurumlarından BBVA Research, Türkiye'nin makroekonomik görünümüne ve büyüme beklentilerine dair yeni analizini yayımladı. Yayımlanan rapora göre, Türkiye Gayrisafi Yurt İçi Hasılası'nın (GSYH) 2026 yılının ilk altı aylık periyodunda yıllık bazda yaklaşık yüzde 2,5 oranında genişlemesi bekleniyor.
İkinci Çeyrekte Dirençli Aktivite ve Öncü Veriler
Türkiye ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde Orta Doğu eksenli jeopolitik krizlere rağmen görece dirençli bir seyir izledi. BBVA analistleri; sanayi üretiminin güçlü bir duruş sergilediğine, hizmet sektöründe yatay bir hareketin hakim olduğuna ve inşaat tarafında ise ivme kaybının devam ettiğine dikkat çekti.
Haziran ayına ait öncü göstergeler değerlendirildiğinde, bölgesel barış umutlarının artmasıyla şirketlerin geleceğe dönük beklentilerinde kısmi bir toparlanma gözlemlendi. Ekonomistler tarafından hesaplanan aylık GSYH göstergelerine göre, Haziran ayında yıllık ekonomik büyümenin yüzde 2,3 bandında gerçekleşebileceği ifade ediliyor. Analize temel oluşturan mevcut göstergelerin yaklaşık yüzde 40'lık kısmı üzerinden yapılan projeksiyonlar, ikinci çeyrekte bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,5 ile yüzde 1,0 arasında bir büyümeye işaret ediyor.
İç Talepte Hız Kesme, Dış Ticarette Pozitif Katkı
Makroekonomik dengelenme süreci, tüketici alışkanlıklarına ve harcama eğilimlerine net bir şekilde yansımaya devam ediyor. Raporda, perakende satış hacmindeki belirgin yavaşlama, hizmet üretimindeki durgunluk ve özel tüketim malları ithalatında izlenen çeyreklik daralmanın, iç talepteki zayıflamayı teyit ettiği belirtildi.
Öte yandan, dönemsel faktörlerin rüzgarıyla ihracat cephesinde çeyreklik bazda bir toparlanma görülüyor. İç talebin zayıflamasıyla ithalatın gerilemesi neticesinde, net ihracatın 2026 yılının ikinci çeyreğinde ana ekonomik büyümeye pozitif yönde katkı sağlaması bekleniyor.
Enflasyonla Mücadele Tercihleri ve Beklentiler
BBVA raporu, iç talepteki soğumanın enflasyonla mücadele (dezenflasyon) sürecine destek verdiğini vurguluyor. Ancak, jeopolitik risklerin masada kalması, enflasyonist katılık, yüksek seyreden piyasa beklentileri ve enerji fiyatlarındaki oynaklıklar makro görünüm üzerinde belirsizlik yaratmaya devam ediyor.
Özellikle enerji maliyetlerindeki sert dalgalanmaların Türkiye'nin dış ticaret dengesinde baskı oluşturabileceği uyarısı yapılırken, ekonomi yönetiminin büyümeyi desteklemek ile finansal istikrarı korumak arasında çok hassas bir denge kurması gerektiği ifade ediliyor. Bu konjonktürde, maliye politikasının ekonomiye ancak sınırlı bir destek sunabileceği; para politikasında ise Merkez Bankası'nın faiz indirimlerini oldukça kademeli ve temkinli bir şekilde hayata geçireceği öngörülüyor.
2026 Yıl Sonu Büyüme Hedefi ve Olası Risk Haritası
Kurum ekonomistleri, küresel enerji fiyatlarının kademeli olarak normalleştiği ve mevcut ihtiyatlı politika bileşiminin korunduğu baz senaryoyu referans alarak, 2026 yılı geneli için büyüme tahminini yüzde 3,0 seviyesinde sabit tuttu.
Raporun sonuç bölümünde, bu hedefe yönelik en büyük "aşağı yönlü risk" olarak jeopolitik krizlerin yeniden alevlenmesi ve bunun enerji fiyatlarında şok artışlara neden olması gösterildi. Buna karşın, beklenenden daha hızlı başlayabilecek bir parasal gevşeme (faiz indirimi) döngüsü ise büyüme tarafında sınırlı bir "yukarı yönlü risk" (fırsat) olarak tanımlandı. Genel çerçevede ise Türkiye ekonomisinin büyüme patikasına yönelik risklerin an itibarıyla "dengeli" olduğu değerlendirmesine yer verildi.
