Küresel enerji piyasasının en büyük oyuncularından Suudi Aramco, petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareket ve rafineri marjlarındaki iyileşmenin desteğiyle yılın üçüncü çeyreğinde güçlü bir finansal performansa imza attı. İran'daki savaşın küresel petrol arzı üzerinde yarattığı fiyat baskısı, şirketin bilançosuna pozitif yansıdı. Temmuz-Eylül döneminde şirketin düzeltilmiş net geliri, bir önceki yılın aynı dönemindeki 28,6 milyar dolar seviyesinden 31,2 milyar dolara yükselerek yüzde 9'luk bir büyüme kaydetti. Bu sonuçla şirket, piyasanın yakından takip ettiği 28,7 milyar dolarlık Bloomberg analist tahminlerini de açık farkla geride bırakmış oldu. Şirket yönetimi ayrıca yatırımcılarını sevindiren bir kararla, çeyreklik bazdaki temel temettü ödemesini 21,9 milyar dolar seviyesinde sabit tuttuğunu duyurdu.
Yüksek Satış Fiyatları ve Rekor Rafineri Marjı
Enerji devinin gelirlerindeki bu sıçramanın temelinde yatan en önemli faktör, küresel piyasalardaki varil fiyatlarındaki sert yükseliş oldu. Geçtiğimiz yılın aynı çeyreğinde varilini 70,10 dolardan satan Suudi Aramco, bu çeyrekte fiyatı yaklaşık yüzde 35 artırarak varil başına 95,20 dolardan satış gerçekleştirdi.
Sadece ham petrol satışında değil, işlenmiş ürün tarafında da tarihi bir dönem yaşandı. Şirketin rafineri ve ticari operasyonları kapsayan "downstream" (alt akış) faaliyetlerinden elde ettiği faiz ve vergi öncesi kâr, bir önceki yıla göre üç katından fazla artarak 10 milyar doların üzerine çıktı ve tüm zamanların rekorunu kırdı. Sektördeki bu yüksek rafineri marjı trendinden, BP, ExxonMobil ve Chevron gibi diğer küresel petrol devlerinin de eşzamanlı olarak ciddi fayda sağladığı gözlemlendi.
Jeopolitik Riskler ve Tedarik Zinciri Yönetimi
Tedarik rotalarında artan güvenlik tehditlerine rağmen şirket, Asya pazarındaki hakimiyetini güçlendirmek için stratejik hamleler yaptı. Eylül ayında, Asyalı alıcılara yönelik pazar payını geri kazanmak maksadıyla Basra Körfezi'nde bulunan Ras Tanura ana ihracat merkezinden yapılan ham petrol sevkiyatları artırıldı.
Bölgede tırmanan gerilim, Suudi Aramco'nun enerji altyapısını ve lojistik ağını da doğrudan hedef aldı. Doğu-Batı boru hattına yapılan saldırılar ve bu hattın geçici süreliğine devre dışı kalması, Kızıldeniz üzerinden sağlanan alternatif sevkiyat güzergâhını sekteye uğrattı. Bu kriz karşısında şirket hızla reaksiyon göstererek rotasını Hürmüz Boğazı'na çevirdi. Son haftalarda özellikle Husi milisleri tarafından Yanbu bölgesine, ülkenin batısındaki rafinerilere, kritik bir petrol sahasına ve hatta şirketin genel merkezine yönelik gerçekleştirilen saldırılara rağmen, krallığın küresel pazarlara yönelik ihracatı kesintisiz olarak devam etti.
Üretim Düşüşüne Rağmen Güçlü Finansal Yapı
Üretim verilerine bakıldığında, toplam sıvı üretim miktarında yaklaşık yüzde 10'luk bir daralma yaşandığı ve üretimin günlük 8,7 milyon varile gerilediği raporlandı. Doğalgaz üretimi ise aynı dönemde yüzde 2,6 oranında düşüş gösterdi.
Üretimdeki bu kısmi daralmaya rağmen Suudi Aramco, borçluluk yapısını iyileştirmeyi başardı. Şirketin finansal sağlamlığının önemli bir göstergesi olan kaldıraç oranı, Haziran ayı sonundaki yüzde 6,2 seviyesinden Eylül sonu itibarıyla yüzde 5,5'e çekildi. Yapılan devasa yatırımlar ve operasyonel giderler düşüldükten sonra şirketin kasasına faaliyetlerden elde edilen 28,2 milyar dolarlık serbest nakit akışı girdi. Bu güçlü nakit pozisyonu, şirketin temettü yükümlülüklerini zorlanmadan karşılamasını sağladı.
