Endekslerde İtalya ve İspanya Rüzgarı
Avrupa kıtasındaki borsa performansları incelendiğinde, en yüksek getirilerin güney ülkelerinden geldiği görülüyor. Yılın ilk yarısında İtalya merkezli FTSE MIB endeksi yüzde 15'lik sıçramasıyla getiri tablosunun zirvesine yerleşti. Onu, yüzde 12,5'lik güçlü bir yükseliş grafiği çizen İspanya'nın IBEX 35 endeksi takip etti.
Kıtanın diğer majör borsalarında ise yukarı yönlü ancak daha ılımlı bir seyir izlendi. Bu dönemde İngiltere piyasalarının göstergesi olan FTSE 100 endeksi yüzde 5,7, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 3,6 ve Almanya'nın öncü endeksi DAX yüzde 2,1 oranında prim yaptı.
Orta Doğu'daki Gerilimler ve Enerji Maliyetlerinin Etkisi
Şubat ayının sonlarına doğru patlak veren ABD/İsrail-İran savaşı, ilk yarıyılda piyasaların karşılaştığı en büyük risk unsuru olarak öne çıktı. Özellikle küresel enerji sevkiyatının kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı'nda yaşanan aksaklıklar, enerji fiyatlarında hızlı bir tırmanışa yol açarak Avrupa piyasalarında ciddi bir enflasyon ve maliyet baskısı yarattı.
Ancak haziran ayında ABD ile İran cephesinde sağlanan geçici mutabakat, piyasalara derin bir nefes aldırdı. Bu kritik diplomatik gelişmenin ardından petrol fiyatlarında gözlemlenen gerileme, yatırımcıların risk iştahını yeniden canlandırdı.
Avrupa Merkez Bankası'nın Faiz Hamlesi ve Sektörel Ayrışmalar
Makroekonomik cephede ise Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) para politikası adımları hisse senedi fiyatlamalarına yön veren temel katalizörlerden biri oldu. AMB'nin haziran ayında aldığı kararla politika faizini 25 baz puan yukarı çekmesi, dönemin en çok yakından takip edilen gelişmeleri arasında kayıtlara geçti.
Tüm bu jeopolitik ve ekonomik dinamikler, Avrupa borsalarında sektörel bazda belirgin ayrışmaları da beraberinde getirdi. Kıta genelinde ülkelerin savunma bütçelerini artırmaya yönelik yeni stratejileri, sanayi ve savunma sektörü hisselerine güçlü bir alım getirdi. Buna karşılık, Çin'in yarattığı küresel rekabet ortamı ve ABD yönetiminin uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri, gelirlerinin büyük kısmını dış pazarlardan elde eden ihracatçı şirketlerin hisseleri üzerinde yoğun bir baskı oluşturdu.
