Küresel enerji piyasalarında gözler, Orta Doğu'daki tansiyon ve kritik deniz ticaret yollarındaki gelişmelere çevrilmiş durumda. Cuma günü itibarıyla, ABD ile İran arasında sürdürülen diplomatik görüşmelerde somut bir ilerleme kaydedilememesine karşın, hayati önem taşıyan boğazlardan sağlanan petrol akışının hızlanması fiyatlar üzerinde gevşeme yarattı.
Brent ve WTI'da Günlük Kayıplara Rağmen Aylık Yükseliş Çarpıcı
Arz endişelerinin bölgedeki sevkiyat verileriyle bir miktar hafiflemesi, piyasa göstergelerinde geri çekilmeleri beraberinde getirdi. Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 1,2 oranında değer kaybederek varil başına 88 dolar seviyesine indi. Eş zamanlı olarak ABD ham petrolü (WTI) ise 1,50 dolarlık bir kayıpla (yüzde 1,8 düşüş) 82,09 dolar üzerinden fiyatlandı. Günlük bazda yaşanan bu negatif seyre rağmen, her iki majör petrol göstergesi de Temmuz ayını yaklaşık yüzde 20'lik dikkat çekici bir yükselişle tamamlamaya doğru ilerliyor.
Hürmüz Boğazı ve Orta Doğu'da Denge Arayışı
Uluslararası finans kuruluşu ING analistlerinden Daniel Hynes tarafından yapılan piyasa değerlendirmesine göre; Orta Doğu coğrafyasında tırmanan gerilimler, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen sevkiyatlardaki artış sinyalleriyle dengeleniyor. Bu durum, petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskının kırılmasını sağladı. Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) trafiğinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan Hürmüz Boğazı, ABD ve İsrail'in 28 Şubat tarihinde İran'a yönelik başlattığı çatışma sürecinden bu yana yatırımcıların ve piyasa aktörlerinin en önemli odak noktası konumunda bulunuyor.
Kızıldeniz'de Stratejik Koalisyon ve Artan Navlun Maliyetleri
Bölgedeki lojistik rotalara dair bir diğer kritik gelişme ise deniz güvenliğini sağlamak adına atılan uluslararası adımlar oldu. Suudi Arabistan, stratejik öneme sahip Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ni kapsayan ticaret rotalarında güvenliği tahkim etmek amacıyla çok uluslu bir deniz gücüne liderlik etmeye hazırlanıyor. Konuya ilişkin Suudi Savunma Bakanlığı'ndan yapılan resmi açıklamada; bu yeni güvenlik koalisyonuna Türkiye, Mısır, Pakistan, Sudan ve Cibuti'nin de aralarında bulunduğu toplam 14 ülkenin katılım ve destek sağladığı bildirildi.
Söz konusu koalisyon hamlesine karşılık olarak, İran destekli Yemenli Husiler'in geçen hafta Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası ilan etmesi piyasalarda yeni bir endişe kaynağı yarattı. Bu hamle, Hürmüz Boğazı'nın en önemli alternatifi konumundaki Kızıldeniz hattı üzerinden yapılan enerji ihracatını doğrudan tehdit ediyor. Küresel aracı kurum Phillip Nova analisti Priyanka Sachdeva, konuya ilişkin raporunda deniz trafiğinin bu zorlu sular üzerinde devam ettiğini ancak artan güvenlik risklerinin sigorta ve navlun faturalarını yukarı çektiğini vurguladı. Analiste göre fırlayan taşıma maliyetleri, petrol fiyatlarının üzerine kalıcı bir jeopolitik risk primi ekleyerek piyasanın alt sınırını desteklemeye devam ediyor.
