Petrol Piyasasında Jeopolitik Risk Fiyatlaması
Küresel enerji piyasalarında yatırımcıların odağı, Orta Doğu merkezli sıcak gelişmelerde kalmaya devam ediyor. Önceki işlem gününde sert bir satış baskısıyla karşılaşan petrol fiyatları, salı günü itibarıyla yönünü yeniden yukarı çevirdi. Fiyatlardaki bu sınırlı toparlanmanın temelinde, ABD ile İran arasındaki gerilimi sonlandıracak diplomatik bir zeminin henüz oluşmaması ve bölgedeki arz güvenliğine dair endişelerin sürmesi yatıyor.
Gerçekleşen işlemlerde ekim vadeli Brent petrol, yüzde 0,7 oranında değer kazanarak varil başına 84,39 dolar seviyesine ulaştı. Bilindiği üzere Brent petrol, bir önceki seansta yüzde 7 oranında kayıp yaşayarak son üç haftanın en düşük seviyesini test etmişti. Benzer bir tablo çizen ABD ham petrolü (WTI) ise yüzde 0,7 artışla 80,95 dolar bandından işlem gördü. WTI da önceki gün yüzde 5'i aşan bir değer kaybıyla yaklaşık bir haftanın en zayıf noktasını görmüştü.
Washington ile Tahran Arasında "Müzakere" Çelişkisi
Piyasalardaki sert dalgalanmanın fitilini ateşleyen ilk gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın pazar günü yaptığı açıklamalar olmuştu. Trump, çatışmaları sona erdirmek ve küresel enerji sevkiyatının kalbi olan Hürmüz Boğazı'ndaki krizi çözmek amacıyla yürütüldüğü iddia edilen görüşmeler nedeniyle İran'a yönelik yeni saldırıları ertelediğini duyurmuştu. Bu haber piyasada anlık bir rahatlama ve fiyatta düşüş yaratmıştı.
Ancak bu iyimser hava uzun sürmedi. Pazartesi günü kameralar karşısına geçen İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Washington cephesinden gelen açıklamaları kesin bir dille reddederek, ufukta planlanmış veya yürütülen herhangi bir müzakere süreci olmadığını vurguladı. Taraflar arasındaki diplomatik kilitlenme, haziran ayında imzalanan mutabakatın yorumlanmasında da kendini gösteriyor. Washington yönetimi, anlaşmanın boğazı uluslararası ticarete açtığını savunurken, Tahran tarafı metnin kendi egemenlik haklarını koruduğu konusunda ısrarcı bir tavır sergiliyor.
Hürmüz Boğazı'nda Arz Güvenliği Tehlikede
Küresel petrol tüketiminin çatışmalar öncesinde yaklaşık yüzde 20'sinin transfer edildiği Hürmüz Boğazı, mevcut küresel risk senaryosunun başrolünde yer alıyor. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, piyasadaki bu hassas dengeyi şu sözlerle özetliyor: "Trump’ın saldırıları askıya alma hamlesi ve müzakere ihtimali, petrol üzerindeki baskıyı bir miktar azalttı. Ancak bu düşüş son derece kırılgan. Füzelerin yeniden ateşlenmesi veya tankerlerin tekrar hedef alınması halinde fiyatlar aynı hızla tırmanışa geçebilir."
Sahadaki lojistik veriler de bu kırılganlığı doğruluyor. Barclays analistlerinin yayımladığı verilere göre, 31 Temmuz tarihinde sona eren haftada boğazdan geçen net ham petrol ve rafine ürün ihracatı günlük 4,2 milyon varil seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu hacim, bir önceki hafta günlük 3,2 milyon varil düzeyinde kaydedilmişti.
Tankerler Rota Değiştiriyor, Saldırı İhbarları Artıyor
Bölgede giderek artan güvenlik tehditleri, deniz taşımacılığında da zorunlu ve maliyetli değişikliklere neden oluyor. Küresel gemi takip verileri, Aden Körfezi'nde seyreden Suudi Arabistan bayraklı 6 süper tankerin olası risklerden kaçınmak amacıyla rotasını Güney Afrika yönüne çevirdiğini ortaya koydu. Buna karşın, yine Suudi petrolü taşıyan 2 tanker, riskli bölge konumundaki Babülmendep Boğazı'nı geçmeyi başardı. Olayların ardından İran ile Umman arasındaki deniz trafiğinde de belirgin bir yavaşlama gözlemlendi.
Gerilimin fiziksel boyuta taşındığına dair son uyarı ise Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) tarafından paylaşıldı. Kurum, salı günü Umman'ın El Hasab kentinin yaklaşık 20 deniz mili (37 kilometre) kuzeydoğusunda bir yük gemisinin, telsiz üzerinden yapılan ihbara göre kimliği belirsiz bir mühimmatla vurulduğunu açıkladı.
