Enerji Piyasalarında Jeopolitik Kriz ve Arz Darboğazı Fiyatlanıyor
Küresel piyasalarda geride bıraktığımız hafta, Orta Doğu'da tırmanan tansiyon, ABD'nin gümrük tarifelerine yönelik yeni adımları ve ABD Merkez Bankası (Fed) para politikası beklentilerindeki değişimlerin gölgesinde geçti. Özellikle enerji koridorlarındaki güvenlik riskleri, petrol fiyatlarında yukarı yönlü sert bir ivme yarattı.
Bölgedeki çatışmaların derinleşmesiyle beraber Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışında yaşanan aksamalar ve Kızıldeniz'de artan deniz güvenliği sorunları piyasaları tedirgin etti. Husiler tarafından Suudi Arabistan petrol tankerlerine gerçekleştirilen saldırılar, enerji rotalarındaki krizin genişleyebileceği korkusunu tetikledi. Basra Körfezi'ndeki petrol yükleme hacimlerinin geçmiş dönem ortalamalarının altına inmesiyle arz sıkışıklığı fiziki piyasalara da yansıdı ve bazı özel ham petrol türlerinin varil fiyatı 110 dolar seviyelerine kadar tırmandı.
Öte yandan, fiyatlardaki bu sert yükselişi frenleyen bazı gelişmeler de yaşandı. ABD ticari ham petrol stoklarında görülen 2 milyon varil ve benzin stoklarındaki 800 bin varil artış, piyasaya kısmi bir nefes aldırdı. Ayrıca, OPEC+ üyesi ülkelerin eylül ayı üretim kotalarını günlük bazda yaklaşık 188 bin varil yukarı çekebileceğine dair spekülasyonlar arz kaygilerini bir nebze olsun dindirdi. Haftanın kapanışında Brent petrol varil başına yüzde 7,3 değer kazanırken; doğal gaz cephesinde ABD'de artan sıcaklıkların elektrik tüketimini tetiklemesiyle fiyatlar İngiliz termal birimi (MMBtu) bazında yüzde 1 yükseldi. Doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin sınırlı kalmasında, ulusal stoklara 32 milyar fit küp ilave yapılması ve toplam rezervin 3 trilyon 56 milyar fit küp seviyesine ulaşarak 5 yıllık ortalamayı aşması etkili oldu.
Tarım Emtialarında Gözler Karadeniz ve İklim Verilerinde
Tarımsal ürün piyasalarında ise iklim koşulları ile jeopolitik risklerin doğrudan çarpıştığı bir hafta geride kaldı. Özellikle Rusya'nın Ukrayna limanlarına yönelik düzenlediği saldırılar sonrasında bazı gemicilik şirketlerinin Karadeniz seferlerini askıya alması, küresel buğday ve mısır tedarikinde ciddi aksaklıklar yaşanabileceği endişesini doğurdu.
Süreç, makro verilerle de desteklendi. ABD Tarım Bakanlığı tarafından açıklanan raporlarda; "iyi veya mükemmel" statüsündeki mısır ekin oranının 1 puan, ilkbahar buğdayının ise 5 puan düşüş göstermesi fiyatları yukarı iten temel katalizörlerden oldu. Benzer şekilde, Avrupa kıtasını etkisi altına alan aşırı sıcakların rekoltede yaratacağı kayıplar da piyasalardaki alım iştahını kabarttı. Soya fasulyesi tarafında ise kuraklık riskinin yanı sıra ABD'nin açıkladığı yeni ihracat bağlantıları ve yükselen petrol fiyatlarının biyoyakıt talebini körüklemesi yükseliş getirdi. Soya ekinlerinin durumunda kaydedilen 1 puanlık iyileşme ise bu ürün grubundaki zirve seviyelerini sınırladı.
Tüm bu arz-talep ve risk dinamikleri sonucunda Chicago Ticaret Borsası kile (bushel) fiyatlamalarında; mısır yüzde 4,1, soya fasulyesi yüzde 3,5 ve buğday yüzde 2,7 prim yaparken, pirinç sözleşmelerinde yüzde 0,3 oranında minimal bir gerileme izlendi.
Yumuşak Emtialarda Artan Arz Satış Baskısı Getirdi
Gıda ve tekstil sanayisinin ham maddesi konumundaki yumuşak emtia grubunda ise tablo tamamen farklıydı. Bu grupta, hasat verimliliği ve piyasaya giren yoğun arz, yatırımcıları kar satışlarına yöneltti.
Kahve piyasasında, en büyük üreticilerden Brezilya'da hasat sürecinin hız kazanması ve sevkiyatların artması fiyatları baskıladı. Şeker tarafında ise Brezilya ve Hindistan'daki kurak havanın hasat operasyonlarını kolaylaştırarak küresel arzı desteklemesi aşağı yönlü bir trend yarattı. Ancak petrol fiyatlarındaki yükselişin etanol üretimini cazip kılması, şeker fiyatlarındaki sert düşüşü frenleyen ana etken oldu. Kakao pazarında ise Batı Afrika ülkelerinden gelen arzın artışı, yeni dönem ürünleri için iklimin elverişli seyretmesi ve zayıf kalan fiziki talep fiyatlarda ciddi erimelere yol açtı.
Haftalık periyotta ABD Intercontinental Exchange (ICE) işlemlerinde pamuk libre bazında yüzde 1,6 değer kazanırken; kahve yüzde 1,9, şeker ise yüzde 0,5 değer kaybetti. Satış baskısını en derinden hisseden kakao ise ton başına yüzde 3,7 oranında düşüş yaşadı.
