Jeopolitik Krizler Enerji Piyasalarını Sarsıyor, Enflasyon Beklentileri Yükseliyor
Uluslararası haber ajansı Reuters, küresel ekonominin geleceğine ışık tutmak amacıyla yaklaşık 500 ekonomist ile geniş kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirdi. 29 Haziran - 27 Temmuz tarihleri arasında yapılan araştırma sonuçları, Orta Doğu'da tırmanan ve süresi uzayan çatışmaların küresel enflasyon üzerindeki baskıyı tehlikeli boyutlara ulaştırdığını gösteriyor. Ankete katılan uzmanlar, incelenen 50 büyük ekonomi içerisinden tam 39 ülkenin 2026 yılı tüketici fiyat beklentilerini Nisan ayındaki verilere göre yukarı yönlü revize etti. Benzer bir olumsuz tablo önümüzdeki dönem için de geçerliliğini korurken, 37 ülkenin 2027 yılı enflasyon tahminlerinde de artışa gidildi.
Makroekonomik dengelerdeki bu olumsuz revizyonların ana nedeni olarak Orta Doğu bölgesinde yaşanan savaşın enerji arz güvenliği üzerindeki doğrudan tehditleri gösteriliyor. Dünyanın en kritik petrol geçiş rotalarını etkileyen gerilim sebebiyle Brent petrol fiyatı geçtiğimiz hafta yeniden 100 dolar psikolojik eşiğinin üzerine tırmandı. Her ne kadar ABD yönetimi tarafından İran hedeflerine yönelik saldırıların geçici olarak durdurulmasıyla petrol fiyatlarında bir miktar gerileme kaydedilse de, fiyatlar savaşın patlak verdiği Şubat ayı sonundaki seviyelerinin halen yüzde 20'den fazla üzerinde seyrediyor.
Bank of America Research Küresel Ekonomi Başkanı Claudio Irigoyen, konuya ilişkin değerlendirmesinde finansal piyasaların enflasyondaki katılığı ve kalıcılığı hafife aldığını ifade etti. Claudio Irigoyen, İran kaynaklı jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını uzun bir süre yüksek seviyelerde tutabileceğine dikkat çekerek, bu durumun küresel ekonomi açısından "ılımlı bir stagflasyon şoku" anlamına geldiğini vurguladı.
Bölgesel Görünüm: Euro Bölgesi Kan Kaybediyor, Gelişmiş Ülkeler Alarmda
Jeopolitik şokların gölgesinde yapılan araştırmaya göre, incelenen 21 gelişmiş ekonominin 17'sinde enflasyon beklentileri yukarı yönlü güncellendi. Fiyat artışlarından en çok etkilenen coğrafyaların başında Avrupa ülkeleri, Avustralya ve Yeni Zelanda geliyor. Diğer taraftan, küresel piyasaların göstergesi konumundaki ABD tahvil faizleri yüksek seviyelerini korumayı sürdürerek yatırımcıların enflasyonist endişelerinin devam ettiğine işaret ediyor.
Büyüme tarafında ise tablo oldukça kırılgan. Anket dönemi boyunca 32 ekonominin büyüme projeksiyonu aşağı çekildi. Savaşın sıcak etkilerini hisseden Euro bölgesi için bu yıla ilişkin büyüme tahmini, Nisan ayında açıklanan yüzde 0,9 seviyesinden sert bir düşüşle yüzde 0,5'e geriletildi. Avro Bölgesi'nin 2027 yılında ise ancak yüzde 1,2 oranında toparlanabileceği öngörüldü.
Ayrıca çatışmaların doğrudan merkezinde veya sınırında yer alan Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Suudi Arabistan gibi Orta Doğu ekonomilerinin 2026 yılı büyüme beklentileri de kayda değer oranda düşürüldü.
Yapay Zeka Yatırımları Küresel Büyümeyi Ayakta Tutmaya Çalışıyor
Bölgesel çalkantılara ve artan maliyetlere karşın, küresel ekonomiyi tam bir resesyona sürüklenmekten koruyan en önemli unsur dev teknoloji şirketlerinin yapay zeka hamleleri oldu. Sektör devi şirketlerin gerçekleştirdiği yüz milyarlarca dolarlık sermaye yatırımları sayesinde, dünya ekonomisinin genel büyüme tahminleri bu yıl (2026) için yüzde 2,9 ve 2027 yılı için yüzde 3,1 seviyesinde sabit tutuldu.
Küresel sistemin en büyük iki oyuncusu olan ABD ve Çin ekonomilerinin büyüme patikalarında herhangi bir değişikliğe gidilmezken; yapay zeka ekosisteminin çip ve donanım tedarikçileri konumundaki Güney Kore ve Tayvan'ın 2026 yılına ilişkin ekonomik büyüme tahminleri belirgin şekilde yukarı taşındı.
HSBC Baş Asya Ekonomisti Frederic Neumann ise yapay zeka kaynaklı büyümenin ekonomilerin geneline yayılmadığı hususunda uyardı. Frederic Neumann, özellikle Asya pazarında gözlenen güçlü büyüme rakamlarının büyük oranda yarı iletken çip ve yapay zeka donanım üretimine dayandığını, diğer geleneksel sektörlerde ise zayıf seyrin devam ettiğini belirtti.
Merkez Bankalarının Fiyat İstikrarı Sınavı Zorlaşıyor
Sonuç olarak, Reuters tarafından gerçekleştirilen dev anket çalışması, merkez bankaları için önümüzdeki dönemin oldukça çetin geçeceğini belgeliyor. Jeopolitik krizlerin tetiklediği yüksek petrol fiyatları ve katılaşan enflasyon dinamikleri, dünya genelindeki para politikası yapıcılarının fiyat istikrarını sağlama mücadelelerini daha karmaşık ve zorlu bir sürece sokuyor.
