HSBC Asset Management, piyasaların yakından takip ettiği haftalık yatırım görünümü raporunu yayımladı. Küresel finans ekosisteminin rotasına dair çarpıcı analizlerin yer aldığı rapora göre, yatırım dünyasındaki kârlılık potansiyeli artık yalnızca dev teknoloji firmalarının ve yapay zekâ girişimlerinin tekelinden çıkıyor. Kurumun analizlerine göre, yönünü Avrupa ve gelişmekte olan ülkelere çeviren yatırımcıları önümüzdeki dönemde daha cazip fırsatlar bekliyor.
Fed Beklentileri ve Asya'da Değişen Liderlik
Raporun makroekonomik değerlendirme bölümünde, ABD Merkez Bankası (Fed)’nın Eylül ayında faiz artırımına gideceğine dair piyasa beklentilerinin önemli ölçüde zayıfladığı vurgulandı. Özellikle Kevin Warsh gibi isimlerin, mevcut enflasyon göstergelerinin güvenirliğini sorgulayan ve hedeflere bağlılığı yineleyen açıklamalarının ardından, piyasalarda güvercin bir para politikasına yönelik fiyatlamalar hız kazandı.
Asya cephesinde ise ikinci çeyrek bilançoları beklentileri karşılamaya devam ediyor. Yapay zekâ teknolojilerine yönelik donanım ve bellek talebi, Güney Kore ve Tayvan merkezli çip üreticilerinin kârlarına ivme kazandırdı. Ancak yüksek kârlılığa rağmen bu ülkelerin borsalarında dalgalı bir seyir izlendiği belirtildi. Bayrağı devralan Çin ana karası ise malzeme, sağlık ve tüketim sektörlerinin itici gücüyle öne çıkarak, Asya’daki yatırım yelpazesinin çip sektörünün ötesine geçtiğini kanıtlıyor.
Avrupa Borsaları "Anti-Balon" Konumuna Yükseliyor
HSBC Asset Management’ın dikkat çektiği bir diğer kritik bölge ise Avrupa oldu. Bölgedeki düşük ekonomik büyüme hızına rağmen Avrupa hisse senetlerinin ABD borsalarıyla rekabet edebilir düzeyde bir performans sergilemesi, yatırımcıların odağını buraya kaydırdı.
Rapordaki beklentilere göre, finans, enerji ve sanayi sektörlerindeki sağlam verilerin desteğiyle MSCI Avrupa endeksinde yer alan şirketlerin kârlılık oranlarının 2026 yılında yıllık bazda yaklaşık yüzde 18 oranında büyümesi öngörülüyor. Mevcut düşük değerlemelerin ve giderek yükselen kâr beklentilerinin, Avrupa piyasalarını adeta bir "anti-balon" güvenli limanı haline getirdiği ifade ediliyor.
Türkiye ve Gelişmekte Olan Piyasalarda Faiz İndirimi Etkisi
Raporda, gelişmekte olan ülkeler grubuna (EM) yönelik iyimser bir tablo çiziliyor. Temmuz ayında açıklanan enflasyon verilerinin Afrika, Orta Doğu, Asya, Latin Amerika ile Orta ve Doğu Avrupa’daki pek çok ülkede beklentilerin altında kalması, piyasalardaki risk iştahını artırdı.
Brezilya, Macaristan ve Türkiye ekonomilerinde atılan faiz indirim adımlarının, diğer gelişmekte olan ülkelerde de parasal genişleme politikalarına zemin hazırlayabileceğine dikkat çekildi. Bu durum, piyasa kazançlarının yalnızca sınırlı sektörlerde değil, gelişmekte olan geniş bir pazar coğrafyasında yatırımcılara sunulabileceği anlamına geliyor.
Enflasyon Riskleri ve 2027 Vizyonu
Piyasalardaki pozitif görünüme rağmen kurum, muhtemel makroekonomik riskler konusunda yatırımcıları uyardı. Dünya genelinde etkili olan El Niño hava olaylarının gıda fiyatlarını yukarı yönlü baskılayabileceği; küresel tedarik zincirinde kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek olası enerji arzı sıkıntılarının ve artan gübre maliyetlerinin enflasyonist endişeleri yeniden tetikleyebileceği kaydedildi.
Sonuç olarak rapor, yatırımcıların ağırlıklı olarak teknoloji odaklı kalarak elde ettikleri kazanç döngüsünün değişmekte olduğuna işaret ediyor. Avrupa'nın kâr büyümesi ve gelişen pazarlardaki dezenflasyon süreci, yatırımcıların 2027 yılına yaklaşırken portföylerini coğrafi ve sektörel anlamda çeşitlendirmeleri için güçlü bir zemin hazırlıyor.
