Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türk bankacılık sektörünün güncel durumuna ilişkin kapsamlı bir analiz raporu yayımladı. Kurum, döviz bazlı risk ağırlıklı varlıklara tanınan düzenleyici esnekliklerin yürürlükten kaldırılması, yüksek seyreden TL faiz oranları ve İran bölgesindeki çatışmaların yarattığı enflasyonist dalgalanmaların, bankaların faaliyet koşullarını giderek daha zorlu hale getirdiğine dikkat çekti.
Karlılık ve Sermaye Rasyolarında Gözle Görülür Daralma
Fitch raporuna göre, sektörün ortalama faaliyet kârı ile risk ağırlıklı varlıklar arasındaki oran, 2026 yılının ilk çeyreğinde ivme kaybetti. Rapor, 2025'in son çeyreğinde uygulanan faiz indirimlerinin gecikmeli etkilerine işaret ediyor. Bu dönemde yenilenen kredilerdeki ve menkul kıymet getirilerindeki düşüş, artan operasyonel giderler ve ticari kayıplar ile birleşerek banka bilançolarındaki kârlılık marjlarını baskıladı.
Bununla birlikte, sektörün en önemli dayanıklılık göstergelerinden olan ortalama Çekirdek Sermaye (Tier 1) oranı, düzenleyici desteklerin bitmesi ve iç sermaye üretim kapasitesindeki zayıflamayla birlikte belirgin bir düşüş yaşadı. 2025 sonu itibarıyla yüzde 14,1 seviyesinde olan bu kritik rasyo, 2026 ilk çeyrek döneminde yüzde 11,5 seviyesine kadar geriledi.
Takipteki Krediler (NPL) Artış Eğiliminde
Bankacılık sektöründeki yavaşlayan ekonomik büyüme ve sıkılaşan finansal koşullar, doğrudan aktif kalitesine yansıdı. Piyasada borç çevirme maliyetlerinin artması, takipteki kredi (NPL) oranını yukarı yönlü tetikledi. Fitch Ratings verilerine göre, 2025 kapanışında yüzde 3,1 olan NPL oranı, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla yüzde 3,3 seviyesine çıktı.
Kurum analistleri, kredilerdeki tahsilatlar hesaptan düşüldükten sonra elde edilen net NPL oluşum oranının yüzde 2,5’ten yüzde 2,1’e ufak çaplı bir inme gösterdiğini belirtse de, sorunlu kredi girişlerindeki sektör genelindeki ivmenin sürdüğü ve risklerin yüksek seviyesini koruduğu konusunda uyarıda bulundu.
Jeopolitik Riskler ve Dolarizasyon Etkisi
Fitch analizi, yakın coğrafyadaki jeopolitik risklerin Türkiye'nin iç piyasasına olan yansımalarına da ayna tutuyor. Özellikle İran savaşı olarak adlandırılan bölgesel krizin patlak vermesiyle yükselen piyasa volatilitesi, yatırımcıları güvenli limanlara yöneltti. Artan jeopolitik tansiyon ve altın/dolar paritesindeki hareketlilik, tasarruf sahiplerinin mevduat tercihlerinde yeniden dolarizasyon eğilimini öne çıkardı.
Rakamlara yansıyan bu eğilimle beraber, döviz cinsi mevduatların sistemin toplam mevduat havuzu içindeki payı yüzde 35,2 seviyesinden yüzde 38,1’e hızlı bir tırmanış gösterdi. Diğer yandan, bankaların özkaynak dışı toplam fonlaması içerisinde yer alan döviz cinsi toptan fonlamanın payı ise yüzde 20 bandında dengelenerek mevcut stabil duruşunu sürdürdü.
Dış finansman kanallarına ilişkin değerlendirmelere göre, jeopolitik şokun ilk anlarında dış borçlanma ve tahvil piyasalarına geçici olarak ara veren bankaların, takip eden aylarda yeniden ihraçlara başladığı kaydedildi. Fitch, önümüzdeki dönemde yeni borçlanma enstrümanlarının tamamen küresel piyasa koşullarındaki fırsatlara göre şekilleneceğini öngörüyor.
