Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin 2026 yılı borçlanma ve İslami finansman pazarlarına ilişkin güncel beklentilerini yayımladı. Bilgepara.com okurlarının yakından takip ettiği dış finansman dinamiklerini ele alan rapora göre; artan bütçe açıkları, yaklaşan borç vadeleri ve finansman kaynaklarını çeşitlendirme adımları, Türkiye'yi küresel sukuk ile gelişmekte olan ülke borçlanma piyasalarında ana aktörlerden biri yapmaya devam edecek.
Küresel Ligde İlk 5'te: Sukuk Varlıkları 41 Milyar Doları Aştı
Veriler, İslami finansman araçlarının geleneksel tahvillere kıyasla çok daha agresif bir büyüme trendi yakaladığını ortaya koyuyor. 2026'nın ilk yarısında Türkiye, dünya genelinde beşinci en büyük sukuk piyasası unvanını pekiştirirken, bu pazarda aktif rol oynayan üç G20 ülkesinden biri olarak öne çıktı.
Bu dönemde sukuk varlıkları yıllık bazda yüzde 25,8 oranında ciddi bir ivme kazanarak 41 milyar doları aştı. Aynı süreçte geleneksel tahvillerdeki büyüme hızı ise yalnızca yüzde 8 seviyesinde seyretti. Gerçekleştirilen ve 10 milyar doları aşan sukuk ihraçları, ülkenin toplam DCM (borçlanma piyasası) hacminin yüzde 14'ünü oluşturdu. Söz konusu pay, geçtiğimiz yılın aynı döneminde yüzde 8 düzeyindeydi.
Jeopolitik Riskler ve Büyüyen Borç Stoku
Rapor, jeopolitik risklerin piyasa likiditesi üzerindeki potansiyel etkilerine de mercek tutuyor. Fitch Küresel İslami Finans Başkanı Bashar Al Natoor, Türkiye’nin sahip olduğu düşük kamu borcu avantajı sayesinde stresli dönemlerde dahi dış finansmana erişim kanalını açık tuttuğunu vurguladı. Buna karşın Natoor, İran savaşı kaynaklı bölgesel gerilimlerin tırmanmasının; likidite, tahvil getirileri ve genel yatırımcı iştahı üzerinde dönemsel baskılar yaratabileceği uyarısında bulundu.
Savaş kaynaklı piyasa dalgalanmalarına rağmen, Türkiye'nin dolaşımdaki borç stoku 2026'nın ilk yarısı sonunda yıllık bazda yüzde 9 artış göstererek 516 milyar doların üzerine tırmandı. Bu devasa stokun yüzde 33'ü ABD doları cinsi yükümlülüklerden oluşuyor. Rapora göre Türkiye, gelişmekte olan ülkeler kategorisinde (Çin hariç) en büyük altıncı büyük dolar cinsi borç ihraççısı konumunu koruyor.
Yabancı İlgisi Güçlü, Temerrüt Riski Görülmüyor
Yabancı yatırımcı eğilimlerini analiz eden Fitch, yerel para birimi cinsi tahvillerde yabancı yatırımcı payında gerileme yaşansa da, dolar cinsi devlet sukuklarına ve tahvillerine yönelik dış talebin direncini koruduğunun altını çiziyor. Dolar cinsi Türk sukuk piyasasının, geleneksel tahvil piyasasına kıyasla likidite açısından daha pozitif ayrıştığı görülüyor.
Kurum, derecelendirdiği Türk sukuk ihraçlarının büyük bir bölümünün "BB-" kredi notuna sahip olduğunu ve bugüne dek piyasada hiçbir temerrüt vakasının yaşanmadığını teyit etti. Hatırlanacağı üzere Fitch, geride bıraktığımız Mayıs ayında tüm Türk sukuk ihraççılarının kredi notu görünümlerini "pozitif"ten "durağan"a revize etmişti.
Ayrıca, İran savaşının başlangıcında Türkiye'nin 10 yıllık dolar cinsi tahvillerindeki risk priminin ABD Hazine tahvillerine göre bir miktar açıldığı; ancak ilerleyen haziran ve temmuz aylarında piyasanın hızla savaş öncesi normal seviyelerine geri döndüğü rapora yansıdı.
Yeni İhraçların Motoru "Hazine" ve "Yeşil Finansman" Olacak
Önümüzdeki döneme ilişkin projeksiyonlarda, sukuk piyasasındaki ana itici gücün yine Hazine ihraçları olacağı tahmin ediliyor. Bankalar ve özel sektör şirketlerinin ise piyasa koşullarındaki fırsat pencerelerini değerlendirerek sisteme dahil olması bekleniyor.
Piyasanın geleceği açısından en dikkat çekici detaylardan biri ise ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterlerine uyumlu borçlanma araçları. Türkiye'nin dev iklim zirvesi COP31'e ev sahipliği yapacak olması ve yürürlüğe konan yeni Ulusal Yeşil Finansman Stratejisi'nin, önümüzdeki dönemde yeşil sukuk ve ESG odaklı borçlanma pazarının büyümesine stratejik bir ivme kazandıracağı öngörülüyor.
