Küresel ekonomi piyasalarında ve tedarik zincirlerinde tansiyon yeniden yükseliyor. ABD'nin insan hakları ihlallerini gerekçe göstererek yürürlüğe koyduğu yeni ticaret bariyerleri, en büyük ticari rakiplerinden biri olan Çin cephesinde sert bir karşılık buldu.
USTR'nin Tartışmalı Kararı ve Vergi Oranları
ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), küresel ticareti yakından ilgilendiren kritik bir adım atarak, "zorla çalıştırma" iddiaları temelinde yeni ek yaptırımlarını duyurdu. 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın 301. maddesi kapsamında yürütülen soruşturmalar neticesinde, bu ihlallerle üretilen malların ithalatını yasal olarak yasaklamayan veya mevcut yasakları etkin bir biçimde denetlemeyen 60 ticaret ortağına yaptırım uygulanması kararlaştırıldı.
Açıklanan resmi karara göre, belirlenen ülkelere gümrük kapılarında %10 ile %12,5 arasında değişen oranlarda ek gümrük vergisi yansıtılacak. USTR, hazırlanan yaptırım listesinde yer alan Çin menşeli ürünlere uygulanacak tarife oranının ise tavan seviye olan %12,5 olacağını bildirdi.
Pekin'den "Tek Taraflılık" Vurgusu ve İptal Çağrısı
Washington'un bu ekonomik hamlesine Pekin yönetiminin diplomatik yanıtı gecikmedi. Çin'in resmi haber organı Xinhua ajansı üzerinden kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, Çin Ticaret Bakanlığı Sözcüsü alınan kararı sert bir dille eleştirdi.
Bakanlık sözcüsü, Çin'in her türlü zorla çalıştırma eylemine kategorik olarak karşı olduğunu ve ülkenin çalışma hayatını düzenleyen son derece kapsamlı bir iş hukuku altyapısına sahip olduğunu savundu. ABD'nin uluslararası arenada aldığı bu kararı "tipik bir tek taraflılık" örneği olarak tanımlayan yetkili, Pekin yönetiminin söz konusu ek tarifelere ve ticaret bariyerlerine kesinlikle karşı çıktığının altını çizdi.
Piyasalara verilen mesajın sonunda, Washington yönetimine net bir çağrıda bulunularak; uygulanan bu yanlış ticari politikalardan derhal dönülmesi ve tek taraflı olarak hayata geçirilen gümrük vergisi önlemlerinin tamamen yürürlükten kaldırılması talep edildi. İki süper güç arasındaki bu yeni gümrük polemiğinin, küresel emtia ve hisse senedi piyasalarında nasıl bir fiyatlamaya yol açacağı yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor.
