Satın Alma Sürecinde Yeni Dönemeç
İtalya pazarının en büyük ikinci oyuncusu olan UniCredit, çarşamba günü yaptığı resmi açıklamayla Almanya merkezli Commerzbank üzerindeki ortaklık yapısını ciddi oranda güçlendirdiğini bildirdi. Gerçekleştirilen düşük primli gönüllü satın alma teklifinin başarıyla sonuçlanmasının ardından, İtalyan finans devinin bankadaki toplam mülkiyet oranı yüzde 47,6 seviyesine ulaştı.
Rakamlarla Hisse Toplama Serüveni
UniCredit’in Almanya pazarındaki bu agresif büyüme stratejisinin temelleri geçtiğimiz yıl atılmıştı. Eylül 2024 tarihinden itibaren piyasadan kademeli olarak hisse toplayan banka, ilk etapta payını yüzde 26,7'ye kadar çıkarmıştı. Ardından mayıs ayında hissedarlara yönelik yeni bir teklif süreci başlatıldı.
Bu teklif kapsamında tanınan iki haftalık ek sürenin sona ermesiyle birlikte, yatırımcıların devrettiği pay oranı yüzde 12,5'ten yüzde 17,6'ya fırladı. Operasyon sadece doğrudan hisse alımlarıyla da sınırlı kalmadı. UniCredit'in elinde, ilerleyen dönemde yüzde 3,2 oranında ekstra hisseye dönüştürülebilecek bir swap (takas) sözleşmesi bulunuyor. Bu finansal araç, İtalyan bankasının Commerzbank yönetimindeki nüfuzunu gelecekte daha da artırabileceğine işaret ediyor.
"Düşmanca" Yaklaşım İddiası ve Kurumsal İtirazlar
UniCredit'in hisse oranında yüzde 30 eşiğini aşması, bankaya piyasadan daha serbest bir şekilde hisse alabilme kapasitesi sunarken, Almanya cephesinde sert bir dirençle karşılanıyor. Halihazırda Commerzbank'ın yüzde 12'lik hissesini kontrolünde tutan Alman hükümeti, muhtemel bir birleşme senaryosuna kesin bir dille karşı çıkıyor. Hükümet yetkilileri, İtalyan bankasının bu agresif genişleme stratejisini bir kez daha "düşmanca" olarak nitelendirdi.
Sürece dair Commerzbank yönetim kurulu da eleştirel bir tavır sergiliyor. Yönetim, UniCredit'e devredilen hisselerin önemli bir kısmının doğrudan küçük yatırımcılardan değil, bizzat İtalyan bankası ile swap işlemleri yürüten aracı yatırım bankalarından geldiğini savunuyor.
UniCredit'in "Yapıcı Diyalog" Vurgusu
Eleştirilerin ve Almanya merkezli itirazların gölgesinde UniCredit yetkilileri, bankanın stratejik hedeflerine açıklık getirdi. Kurumun ana hedefinin bankanın tam kontrolünü zorla ele geçirmek olmadığı, mevcut stratejik yatırımın makul sınırlar içinde büyütülmek istendiği vurgulandı. İtalyan bankası, sürecin başından bu yana olduğu gibi bundan sonra da tüm ilgili paydaşlarla "yapıcı diyalog" zemininde kalmaya devam edeceğinin altını çizdi.