Orta Doğu’da gerilim hatları bu kez teknoloji ve uzay savunma sistemleri üzerinden geriliyor. İran ile ABD arasındaki güç mücadelesinde ezber bozan bir iddia gündeme geldi. İran medyasında yer alan haberlere göre Tahran yönetimi, bölgedeki askeri hedef listesini genişleterek ABD’li milyarder Elon Musk’ın şirketlerini ve onlarla bağlantılı kuruluşları radarına aldı.
Starlink ve Starshield Ordunun Hizmetinde mi?
Fars Haber Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre; SpaceX bünyesinde faaliyet gösteren Starlink ve askeri odaklı Starshield projelerinin ABD ordusuna sağladığı lojistik ve teknolojik destek, Tahran'ı harekete geçirdi. Söz konusu sistemlerin askeri gözetleme, şifreli iletişim ve güvenli veri aktarımı gibi kritik alanlarda kullanılması, İran tarafından "doğrudan stratejik tehdit" olarak kabul edildi. Bu gerekçeyle projelerle bağlantılı altyapılar güncellenen hedef listesine dahil edildi.
Hedefte Sadece İsrail Yok: 5 Ülke Listede!
İran’ın yeni askeri planlamasında sadece İsrail değil, bölgedeki bazı Arap ülkeleri de hedef tahtasına oturtuldu. İddialara göre listede şu ülkelerde bulunan Starlink uydu ağı merkezleri ve üsleri yer alıyor:
- İsrail
- Katar
- Ürdün
- Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)
- Umman
Bununla da kalmayan Tahran yönetiminin, Musk’ın şirketleriyle ticari ve finansal bağları bulunan küresel kuruluşları da yakın takibe aldığı öne sürülüyor.
BAE’li Dev Şirketler ve Bankalar da Radarda
Yayımlanan raporda özellikle Birleşik Arap Emirlikleri merkezli yatırım devleri Alpha Dhabi ve Mubadala’nın belirli altyapılarına dikkat çekildi. SpaceX hissedarlarıyla ve finansal ağlarıyla ilişkili olduğu iddia edilen bazı büyük bankalar ve ticari kuruluşlar da İran’ın yeni operasyonel hedefleri arasında gösterildi.
Resmi Açıklama Yok, Gözler Bölgeye Çevrildi
Gelişmeler uluslararası kamuoyunda ve teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırırken, ne İranlı resmi makamlardan ne de Elon Musk cephesinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Uzmanlar, sivil altyapı ve uydu sistemlerinin bu denli açık bir şekilde askeri hedef olarak tanımlanmasının, Orta Doğu’daki jeopolitik riskleri ve siber/fiziksel savaş tehdidini çok daha karmaşık bir boyuta taşıyabileceği uyarısında bulunuyor.
