Kamuoyunda ve uluslararası arenada oluşabilecek risk algısını yönetmek amacıyla devletin en üst kademeleri sürece hızla müdahil oldu. Konuya ilişkin yayınlanan bildiride, Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu’nun süreci bizzat ve çok yakından koordine ettiği bilgisine yer verildi.

​Paris'ten "Durum Kontrol Altında" Mesajı

​Gelişmelerin ardından gözlerin çevrildiği Fransa Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, gazetecilerin sorularını yanıtlarken paniğe mahal verecek bir tablo olmadığını belirtti. Kamuoyunu rahatlatıcı bir üslup kullanan Bregeon, mevcut durumun otoriteler tarafından tamamen kontrol altında tutulduğunun altını çizdi. Sözcü ayrıca, sürecin tıbbi boyutuna ilişkin daha kapsamlı ve teknik verilerin ilerleyen saatlerde yetkili sağlık birimleri tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.

​Salgının Merkez Üssü KDC ve DSÖ'nün Alarm Kararı

​Fransa'ya sıçrayan bu enfeksiyonun kaynağını oluşturan KDC'deki tablo ise bir süredir küresel sağlık örgütlerinin yakın markajındaydı. Ülkenin doğusunda konumlanan Ituri eyaletinde peş peşe gelen ihbarların ardından, 15 Mayıs tarihinde ulusal düzeyde resmi salgın ilan edilmişti. O dönem paylaşılan istatistiklere göre, bölgede 246 şüpheli vaka tespit edilmiş ve hastalık kaynaklı 65 can kaybı yaşanmıştı.

​Lokal çaptaki bu krizin büyüme potansiyelini değerlendiren Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), vakaların hız kazanmasının ardından 17 Mayıs tarihinde kritik bir adım atarak "uluslararası halk sağlığı acil durumu" ilan ettiğini duyurmuştu.

​Tedavisi Olmayan Risk: "Bundibugyo" Varyantı

​Tıbbi uzmanlara göre, Afrika'da başlayıp Avrupa'ya kadar ulaşan bu son salgın dalgasını tehlikeli kılan asıl unsur, virüsün genetik profili. Yetkililer, enfeksiyonun Ebola'nın nispeten çok daha az rastlanan "Bundibugyo" adlı varyantından kaynaklandığını doğruluyor. Finans ve sağlık çevrelerinde risk iştahını baskılayan asıl detay ise bu spesifik varyanta karşı tıp dünyasında henüz resmi olarak onaylanmış bir aşının ya da standart bir tedavi protokolünün bulunmuyor olması.